meskeniyet şikayeti suadiye bağdat caddesi kentsel dönüşüm inşaat, kamulaştırma kamulaştırmasız el atma vekalet danışmanlık bağdat caddesi avukat avukatı istanbul kadıköy kat malikleri müteahhit kat malikleri kurulu kentsel dönüşüm, rent a car, araç kiralama sözleşmesi, filo kiralama, hukuk müşavirliği, hukuk müşaviri, hukuk danışmanı, danışman avukat, şirket danışmanı avukat, sulh sözleşmesi, inşaat sözleşmesi, kat karşılığı ön protokolü,

Sulh Hukuk Mahkemeleri Kentsel Dönüşüm Sürecini Durduruyor

Sulh Hukuk Mahkemeleri Kentsel Dönüşüm Sürecini Durduruyor

6306 Sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu’nun çıkarıldığı 2012 ortalarından beri daima bu kanunun ve uygulama yönetmeliklerinin eksikliklerinden bahsetmekteyiz. Bunların başlıcaları;

 

♦ Riskli yapı tespitlerinden büyük bir kısmını yapan yapı denetim firmalarının teftiş ve denetiminde ciddi eksiklik olduğunu, başvuru yapan herkesin maliki olduğu taşınmazı için riskli yapı olduğu yönünde rapor hazırladıklarını bu konuda teftiş ve denetimlerin bir yolunun bulunarak artırılması gerektiğini sürekli söylemekteyiz. Ya da yapılan risk analizlerinin yalnızca beton numunesi (karot) alınarak ya da binadaki demir röntgeninin çekiilmesinin eksik kaldığını, bu analizlerde ayrıca jeolojik durumun da tespit edilmesi gerektiğini defalarca kez söylememize, bu hususta konferanslar vermemize, basın açıklamaları yapmamıza rağmen hala daha hal-i hazırdaki uygulama derinleştirilmedi. Oysa Sakarya depreminde sağlam olan binaların sırf jeolojik durum sebebiyle perende attığına rastlanılmıştı.

 

♦ 2/3 kuralının net olarak açıklanmadığını, dolayısıyla herkesin bu 2/3 ü kendine göre yorumlayabilmesinin çok olağan olduğunu, bu 2/3 kuralının neye, ne şekilde karar vereceğinin kanun ve yönetmelikte tanımlanmadığını, riskli yapılarda bu nedenle çok ciddi ihtilaflar oluştuğunu 2/3’ü ele geçirenin diğer komşuları ve hak sahiplerini mağdur ettiklerini, bazen de hiç bir kural tanımadıklarını müteahhitlerin en başından itibaren 2/3 kuralını tehdit olarak kullandıklarını söyledik.

 

♦ Yine 2/3 kuralı nedeniyle 1/3 içerisinde kalan hak sahiplerinin arsa paylarının açık arttırma ile satılmasının mülkiyet hakkına ciddi bir saldırı olduğunu bunun kabul edilemeyeceğini zikrettik.

 

♦ Maliklerin toplantılarında SPK lisanslı değerleme raporu dikkate alınarak yeni taşınmazı yapmak zorunda olduklarını aksi halde zarara uğratılanların ciddi tazminat davası açabileceklerini belirttik, kısaca zorla 2/3’lük çoğunluk içine alınan, fakat Kentsel Dönüşüm Sürecine muhalif olanların icbar edilmelerinin ilerleyen 10-15 yıllık süre içinde çok sayıda tazminat davasına konu olacağını söylemekteyiz. Bu yüzden ilerde mahkemeleri epey meşgul edecek bu hak mağduriyetlerine acil çözüm bulunmasını, önerilerimizle beraber dile getirdik.

 

♦ Arsa paylarının kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulurken hep yanlış dağıtıldığını, Kentsel Dönüşümde de daima arsa payları ile karar alındığı için bu paylar düzeltilmeden yapılacak olan karar alımının haksız olacağını bu şekilde düşünenlerin 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu md. 3 gereği dava açtıklarını ve süreci ciddi şekilde engellediklerini belirttik.

 

♦ İdari yargıda dava açılmasında idari mahkeme hakimine yürütmenin durdurulması yetkisinin verilmemesinin büyük bir hukuksal hata olacağını hep söyledik, neyse ki Anayasa Mahkemesi, İdare Mahkemeleri’nin bu Anayasal Hakkını iade etti, fakat buna rağmen İdare Mahkemeleri’nin bu konularda Yürütmenin Durdurulması Kararı verdiklerine rastlamak pek te olası değildir.

 

♦ Kiracıların durumunun Kentsel Dönüşüm mevzuatında hiç belirtilmediğini, onların çok ciddi mağduriyetlerinin olduğunu ve bu konuda akıbetleri ile ilgili bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirttik.

 

Geldiğimiz durum şudur; Tüm bu eksiklikleri ve mağduriyetleri gideremeyen Bakanlık, Kanun’un hiçbir yerinde olmayan Sulh Hukuk Mahkemelerini harekete geçirmiştir. Sulh Hukuk Mahkemeleri gerek toplantı sürecinde gerek arsa payı düzeltimi davaları sürecinde, gerekse de kiracıların mağduriyetleri konularında artık işin içine bizzat girmiş, ilk günlerde görevsiz gördüğü kendisini tam yetkili olarak işin içine sokmuştur. Sulh Hukuk Mahkemeleri bu yasanın yürürlüğü ile ilgili tüm konularda çok ciddi kararlar vermekte ve hatta İhtiyati Tedbir Kararları vererek süreci tamamen durdurmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde açılan toplam Arsa Payı Davası kadar davanın son 2 yıllık süre içinde açılması da bu yazdıklarımızın doğruluğunu teyit eder niteliktedir. Artık yasanın bu nedenlerle ilerleme noktası durmuştur. Yasa ve yönetmelik değişmeli, 2/3 kuralı derhal daha anlaşılır bir hale getirilmeli, toplantı şekli anlatılmalı kiracıların durumu netleştirilmelidir. Yasa çıktığından bu yana bir Anayasa Mahkemesi değişikliği 4 kez Yönetmelik değişimi ve son olarak ta 25 Temmuz değişikliğiyle bu mevzuatın ne kadar apar topar halde yürürlüğe girdiğinin ispatıdır. Bu mevzuatta radikal bir değişiklik olmamasında Kentsel Dönüşüm Yasasının sonu hiç iyi görünmemektedir.  Bu şekli ile de hem hak sahipleri, hem müteahhitler açısından sonu görünmeyen bir durum oluşmuştur. O bakımdan şu anda, 1/3’lük kısımda kalan muhalif hak sahipleri çareyi Sulh Hukuk Mahkemelerinde Arsa Payı’nın düzeltilmesi davalarında bulmaktadırlar.

 

Share this post